cahit sıtkı tarancı kar şiiri

CahitSıtkı Tarancı Diyarbakır'ın soylu ailelerinden olan Pirinççi oğullarındandır. 2 Ekim 1910 yılında dünyaya gelen Tarancı'nın Babası Bekir Sıtkı, annesi Arife hanımdır. İlk tahsilini Diyarbakır'da tamamladı. Daha sonra Orta öğrenimi için İstanbul'a gönderilerek, Kadıköy Fransız Saint Joseph Lisesi'ne yazıldı. Desem ki vakitlerden bir Nisan akşamıdır, Rüzgârların en ferahlatıcısı senden esiyor, Sende seyrediyorum denizlerin en mavisini, Ormanların en kuytusunu sende gezmekteyim, Senden kopardım çiçeklerin en solmazını, Toprakların en bereketlisini sende sürdüm, Sende tattım yemişlerin cümlesini. Desem ki sen benim için, Gönderen İnci 21 Mart 2010 Pazar Etiketler: Cahit Sıtkı Tarancı , Sevdiğim Şiirler. SERENAD. Kimdir bana gülümseyen yeşillik balkonundan? Demek gecelerden sonra nihayet gün doğuyor. Bir gülüşündür gençliğimi döndürdü yolundan; Yanan şu alnım elinin gölgesiyle soğuyor. Aşkİle. Cahit Sıtkı Tarancı. Baktım ki gökyüzü baştan başa bulut. Unut diyor o güzel günleri unut. Baktım ki deniz her dalgasıyla düşman. Kuşlar av peşinde balıklar pusuda. Çok gerilerde kalmış cıktığım liman. Yok görünürde sığınacak bir ada. Baktım ki o musibet gün gelip çatmış. 35 Yaş Şiiri: Cahit Sıtkı Tarancı Otuz Beş Yaş Şiiri. Mumya film 1999 izle.Her yer bembeyazdı. Bütün gece kar yağmış, her tarafı kar kaplamıştı. Annesi. Ama önce kahvaltısını yapmalıydı. KAR TANESİ. Hasan çok biran önce dışarı çıkıp oynamak istedi. Alelacele yemeğe koyuldu. Site De Rencontre Français Gratuit 2014. Şiirler Kar Ve Ben Şiiri / Cahit Sıtkı Tarancı Esiyor tane tane yine beyaz bir hangi kuşun kanatları yolundu?Yine hangi ağaçtan döküldü bu yapraklar? Yağan beyaz bir sükut, bir mahşerdir sanki kar! Bir hicret sevdasıdır ruhumu sardı gibi pervasız yoldaşlar da karıştı gitti bu kar tanelerine; Şimdi yağan kar değil, ruhumdur kar yerine. CAHİT SITKI TARANCI BÜTÜN ŞİİRLERİ İlgili Categories Şiirler Tagged as Cahit Sıtkı Tarancı, Cahit Sıtkı Tarancı bütün şiirleri, Cahit Sıtkı Tarancı Kar Ve Ben, Cahit Sıtkı Tarancı Kar Ve Ben oku, Cahit Sıtkı Tarancı Kar Ve Ben şiir, Cahit Sıtkı Tarancı Kar Ve Ben şiiri, Cahit Sıtkı Tarancı Kar Ve Ben şiiri oku, Cahit Sıtkı Tarancı şiir, Cahit Sıtkı Tarancı şiirler, Cahit Sıtkı Tarancı şiirleri, Cahit Sıtkı Tarancı şiirleri listesi, Kar Ve Ben, Kar Ve Ben oku, Kar Ve Ben Şiir, Kar Ve Ben şiiri, Kar Ve Ben şiiri Cahit Sıtkı Tarancı, Kar Ve Ben şiiri oku, Şiir, Şiir Sitesi, Şiirler, Şiirleri Cahit Sıtkı TARANCI Hazırlayan Tuğrul Asi Balkar Yaş otuz beş! yolun yarısı eder. Dante gibi ortasındayız ömrün. Delikanlı çağımızdaki cevher, Yalvarmak, yakarmak nafile bugün, Gözünün yaşına bakmadan gider. YAŞAMI YAPITLARI Ömrümde Sükût 1933Otuz Beş Yaş 1946Düşten Güzel 1952Sonrası 1957, ölümünden sonraBütün Şiirleri 1983 Otuz Beş Yaş Şiirleri, 1983, Hazırlayan Asım Bezirci, "Bütün Şiirleri" adıyla önce Varlık Yayınlarından daha sonra Can Yayınlarından çıkarken adı "Otuz Beş Yaş Bütün Şiirleri" diye Safa Hayatı ve Eserleri 1940Ziya'ya Mektuplar 1957, ölümünden sonra ÖDÜLLERİ 1946 Cumhuriyet Halk Partisi Şiir Yarışması CAHİT SITKI TARANCI HAKKINDA KİTAPLAR Şevket Beysanoğlu, Cahit Sıtkı Tarancı, Diyarbakır’ı Tanıtma ve Turizm Derneği Yayını, Ankara, 1969. Selahattin Önerli, Cahit Sıtkı Tarancı’nın Hikâyeciliği ve Hikâyeleri, Ankara, 1976. Muzaffer Uyguner, Cahit Sıtkı Tarancı Yaşamı-Sanatı-Yapıtlarından Seçmeler, Bilgi Yayınevi, İstanbul, 1992. Ramazan Korkmaz, İkaros’un Yeni Yüzü Cahit Sıtkı Tarancı, Akçağ Yayınları, Ankara, 2002. Şaban Sağlık, Cahit Sıtkı Tarancı’nın Hikayeleri Üzerine Bir İnceleme, Hece Yayınları, İstanbul, 2003. ŞİİRLERİ Abbas Affet Bizi Lamba Akrostiş Aşk İle Bir Şey Bir Ölünün Ağzından Biz Nerdeyiz Sevgilim? Bugün Cuma Çocukluk Desem ki Değişik Düşten Güzel Gün Eksilmesin Penceremden Hepimize Dair Kar ve Hatıralar Korkunç Güzel Memleket İsterim Misafir Nü Otuz Beş Yaş Şiiri Ölümden Sonra Ömrümde Sükut Şiir ŞİİR ÇEVİRİLERİ Balkon - Charles BAUDELAIRE Fantazya - Gerard De NERVAL Gök Öyle Mavi - Paul VERLAINE Green - Paul VERLAINE Saatlerim - Paul ÉLUARD Seyahate Davet - Charles BAUDELAIRE CAHİT SITKI TARANCI IN ENGLISH I Want A Country - Translated by Bernard LEWIS YAZILAR Kaynak Dergisi'nin Soruşturmasına Yanıt CAHİT SITKI TARANCI HAKKINDA Bir Portre - Cahit Sıtkı TARANCI - Şükran KURDAKUL “İlk şiirlerinde kendi şuuraltını alaca karanlık bir âlem gibi yoklayan Cahit Sıtkı Tarancı’da daha bu devirden itibaren saz ve tekke şairlerinden gelen bir taraf vardır. Genç yaşta ölümüne çok acıdığımız bu şair ikinci devre şiirlerinde CHP Şiir Mükafatını kazanan Otuz Beş Yaş Verlaine’in kıvrak lirizmine varmasa bile, ona çok yakın bir duruşa erer. Tarancı’nın şiiri daha ziyade üstü örtülü bir merhametin ifadesi olan intimisme’in, bir iyileşme sıtmasına benzeyen küçük ihsasların ve saadet hülyalarının şiiridir. Bu intimisme ve ürpermeler ölüm düşüncesile yazdığı şiirlerde bir çeşit büyük ses kazanır, hatta denebilir ki, ilk şiirlerinden biri olan ve halk şiirimizle temastan doğmuş hissini veren Sanatkârın Ölümü manzumesinden beri onun şiiri ölüm aynasında küçük ve dağınık tuşlarla bütün hayatı ve insan kaderini toplar.” Ahmet Hamdi TANPINAR Türk Edebiyatı Tarihi Cilt II, Atilla Özkırımlı, İnkılap Kitabevi, İstanbul, 2004, “Ömrümde Sükût’un ilk şiirlerinden birindedir şu mısra “Kimsecikler duymadan bir kapı açıp gitsem!” Sık sık bir dua gibi tekrarladığım, en sıkıntılı zamanlarımda Hızır gibi imdadıma yetişen bu kurtarıcı mısradaki üzgün dileği, işte şimdi iki yoldan gerçekleşti Önce başkalarının ancak sonradan duyacakları, görecekleri,yürüyecekleri bir kapı açtı; hayata giden yolları, yaşamanın güzelliğini gösterdi, peşindekileri o yana çağırdı, Otuz Beş Yaş şiirindeki acı, kötümser ama geçici havanın rağmına her doğan günün bir dert değil, hayır, ne olursa olsun bir nimet olduğunu işaret etti. Sonra yadelde kimsecikler duymadan bu sefer, tekneyi sarmış dalgalar arasında, çok eskiden bir ara ümitlerini bağladığı ölümün kapısına yöneldi, bu kapıyı açıp gitti.” Behçet NECATİGİL Türk Edebiyatı Tarihi Cilt II, Atilla Özkırımlı, İnkılap Kitabevi, İstanbul, 2004, “Şiir üzerine düşünen, özellikle Baudelaire’i, Verlaine’i iyi bilen bir şairdi. Hece ölçüsünü yeni uyumlara, Türkçe’nin değişik seslerine açtı. Duraklarla bir konuşma dilini işledi. Serbest ölçüyü biçime, yapıya önem vererek uyguladı.” Memet FUAT Çağdaş Türk Şiiri Antolojisi 1. Cilt, Memet Fuat, Adam Yayınları, İstanbul, 2000, “… Cahit Sıtkı için o yıllarda biçim, ölçünün uyağın sınırlamasıyla vardı. Ondokuzuncu yüzyılın Fransız şiiriyle kişiliğini oluşturmuştu. Aradan birkaç yıl geçince, o da ölçüsüz uyaksız yeni bir anlatımı şiirinde denemek istedi. Ama bu denemeden kazançlı çıktığını da söyleyemem. Diyebilirim ki Cahit Sıtkı ölçüyle uyağın yasağından yararlanarak duygusallığını önleyebilen, ancak bu yasaklarla yoğun dizeye ulaşabilen ozanlardandı. Bu yargıyı bir kınama sözü gibi anlamamak gerektiğini, ozanın kendine özgü bir tutumunu belirtmekten başka bir anlama gelmediğini eklemek isterim. Kendisi de bunu anlamış olmalı ki, bir serüvenlik zamandan sonra, şiirini ölçüyle uyağın sınırlarının ardına çekti. Gerçekten de öyle, Cahit Sıtkı’yı ölçülü uyaklı şiirleriyle düşünmek aradan bunca zaman geçtikten sonra, en özgün, en yoğun, alışılmış duyarlıkların uzağında kalan, güçlükleri yenmeyi en çok denemiş şiirleri hangileridir diye düşünüyorum? Şiirimizden seçmeler yapsaydım ondan hangi şiirleri alırdım? Söyleyeyim Bunlar, Sanatkârın Ölümü, Allahı Ararken, Şubat Günü, Gençlik Böyledir İşte, Serenad, Nedim’e Dair, Mezarlık adlı şiirleri olurdu. … Her ozanın şiirinin kendine özgü nitelikleri vardır. Şimdi Cahit Sıtkı’nın şiirinin niteliklerinden en belirgininin hangisi olduğunu düşünsem ne diyebilirim? Öyle sanıyorum ki, önce, o şiirin doğanın gerçeğiyle uyumlu olduğunu, bu nedenle mantığın düzenini koruduğunu söylemek gerekir. Gerçeğe büyük bir duyarlılıkla öykünür, böyle olduğu için de o okurunu şaşırtmaz. Ahmet Haşim’le başlayan bizim yenilikçi şiirimizde bu türden bir ozan ya yoktur, ya da çok azdır. Ama Batıda da, bizde de, özellikle yenilenme döneminde, şiirin okurunu şaşırtması, sarsması diyelim dilerseniz, ondan beklenen bir nitelik değil midir? Cahit Sıtkı’nın şiirinin gene de şaşırtıcı bir niteliği vardır. Bence o da başarıya ulaştığı şiirlerinde, yukarıda adlarını saydığım, şimdi adlarını anımsayamadığım kimi şiirlerinde erdiği yetkinliktir.” Sabahattin Kudret AKSAL Geçmişle Gelecek, Sabahattin Kudret Aksal, Çağdaş Yayınları, İstanbul, 1978, “Muhit ve Servet-i Fünun dergilerinde 1930 çıkan ilk şiirleri, temiz dili ve yeni buluşlarıyla dönemin edebiyat çevrelerinde ilgi uyandırdı. Belli duyguları hece ölçüsüne bağlı olarak işlediği bu evresinde Ahmet Hamdi, Necip Fazıl etkileri taşırken, giderek XIX. yüzyıl Fransız şairlerinin dünyasına girdi. Özellikle Baudelaire’i, Verlaine’i severek okudu. Kimi şiirlerini dilimize çevirerek onların biçim güzelliği anlayışına yaklaştı. Daha sonra Varlık, İstanbul, Doğuş, Yaratış dergilerinde 1934-45 yayımladığı şiirlerde Garip hareketinin yönelişlerinden esinlendi. Hece ölçüsünde durakları atarak yeni uyumlar arama kaygılarına bağlı eski tekniği değiştirdi; biçimde daha serbest, konularda yaşama, gerçeğe daha açık şiirler yazdı. Her döneminde içten, Türkçe’nin olanaklarını kullanmada başarılı, şairane’ye kaçma eğilimini yendiği zaman etkili şiirleriyle kendisinden sonra yetişen kuşaklara yeni söyleyiş ufukları açan bir kimlik kazandı.” Şükran KURDAKUL Şairler ve Yazarlar Sözlüğü, Şükran Kurdakul, İnkılap Kitabevi, İstanbul, 1999, Cahit Sıtkı Tarancı biyografi doğum; 2 Ekim 1910, Diyarbakır ölüm; 12 Ekim 1956 Viyana mesleği; Türk şair Cahit Sıtkı Tarancı hayatı Galatasaray Lisesinden mezun olmuştur. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesine bir süre devam etse de daha sonra Ankara Yüksek Ticaret Okulunu bitirmiştir. Sümerbank’ta memur olarak çalışmıştır. 1939 yılında Paris Radyosunda Türkçe yayınlar yapmıştır. 2. Dünya Savaşı başladıktan sonra ülkeye dönmüştür. Türkiye’de Çalışma Bakanlığında bir süre görev yapmıştır. Cahit Sıtkı Tarancı şiirlerinde şekle düşkün bir sanatçıdır. Bu nedenle hece veznine ve kafiyeye sonuna kadar bağlı kalmıştır. Dili çok canlı, saf ve temizdir. Ahenkli bir üslupla şiirlerini meydana getirmiştir. Uzun cümleleri kullanmamıştır. En güzel halk deyimlerini kullanmıştır. Hece ölçüsünde durakları şiirlerinden atarak şiire yeni bir bakış açısı getirmiştir. Garip akımının etkisiyle serbest yazdığı şiirleri de bulunmaktadır. Cahit Sıtkı Tarancı sembolizm ve romantizm etkisiyle şiirlerini oluşturmuştur. Bu nedenle şiirlerinde günlük aşklar, mutluluklar, insanların gündelik tasaları, yaşama sevinci gibi konuları işlemiştir. Şiirlerinin çoğunda kendini anlatmıştır. Cahit Sıtkı Tarancı sanat için sanat anlayışıyla şiirlerini yazmıştır. Onun şiirlerinde birey ön plandadır. Pencereye konan kuşta, yoldan geçen çocukta, havada ölümü hatırladığı için ona Ölüm Şairi de denmiştir. Karamsar ruh hali ve yaşama sevgisi arasında kalıp bu ikilemini şiirlerine yansıtmıştır. Ayrıca şiirlerinde derin felsefe ve fikirlerden bahsetmemiştir. Cahit Sıtkı Tarancı eserleri sadece şiirlerden meydana gelmemiştir. Deneme, makale, mektup ve hikaye türünde de eserler yazmıştır. Çocukluk arkadaşı olan Ziya Osman Saba’ya yazdığı eseri olan Ziya’ya Mektuplar yayımlanmıştır. Cahit Sıtkı Tarancı şiirlerini Otuz Beş Yaş adlı kitabında toplamıştır. Bu kitabı sayesinde şiir yarışmasında birinci olmuştur. Cahit Sıtkı Tarancı kısmi felç geçirerek konuşma yetisini kaybetmiştir. 12 Ekim 1956 yılında Viyana’da tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetmiştir. Cahit Sıtkı Tarancı Ailesi ve çocukluğu 4 Ekim 1910 tarihinde Diyarbakır'ın Cami Kebir Mahallesi'nde günümüzde müze olarak kullanılan evde dünyaya gelmiştir. Kürt kökenlidir. Doğduğunda kendisine büyükbabasının adı olan Hüseyin Cahit adı verilmiştir. Tarancı, pirinç ziraati ve ticaretle uğraştıkları için "Pirinççizadeler" diye bilinen Diyarbakır'ın köklü ve soylu ailelerinden birine mensuptur. Büyük dedesi Hacı Ali Efendi'nin iki oğlundan biri olan Arif Efendi, Diyarbakır'da belediye reisliği yapmış ve I. Meşrutiyet'in ilanından sonra Diyarbakır'dan vekil olarak seçilmiştir. Arif Efendi'nin oğlu Feyzi Bey de cumhuriyetin ilk yıllarında Diyarbakır mebusu olarak meclise girmiş ve Fethi Okyar kabinesinde görev almıştır. Fevzi Bey'in oğlu Vefik Pirinççioğlu da vekil seçildikten sonra 27 ve 28. Türkiye Hükûmeti'nde sırasıyla içişleri ve devlet bakanlığı görevlerinde bulunmuştur. Hacı Ali Efendi'nin diğer oğlu Hüseyin Efendi, tarım ve ticaretle uğraşmıştır. Hayriye Hanım ile olan evliliğinden Bekir Sıtkı 1888 dünyaya gelmiştir. Ziraat ve ticaretle uğraşan Bekir Sıtkı Bey, amcası Arif Efendi'nin kızı Arife Hanım ile evlenmiş ve bu evlilikten üç kız ve üç erkek çocuk dünyaya gelmiştir. Tarancı, ailenin en büyük çocuğudur. Mehmet Halit, Sabiha Nihal Erkmenoğlu, Yıldız Köksal, Atiye Hilâl Arda, Yılmaz Cihangir, Tarancı'nın kardeşleridir. 1934'te Soyadı Kanunu'nun çıkmasıyla Arif Efendi'nin soyundan gelenler "Pirinççioğlu" soyadını alırken "o sene pirinç ziraatinden zarar eden ve kızgınlıkla 'Pirinççioğlu' soyadını almayan" Bekir Sıtkı Bey, "çiftçi" anlamına gelen "Tarancı" soyadını almıştır. Çocukluğunu Diyarbakır'da ailesinin yanında geçiren Tarancı, söylenenlere göre çocukluğunda "kısa boylu, nazik yapılı, göğsü oldukça dar yapılıydı. Keskin yüz çizgilere ve koyu kahve saçlara sahipti. Cahit Sıtkı Tarancı Ölümü Tarancı, 1954 yılının ocak ayının ikinci yarısında sağ tarafına gelen felçle Ankara Numune Hastanesi'ne kaldırıldı. Sağ tarafından felç olan Cahit Sıtkı, konuşma yetisini kaybetti. Üç ay hastanede kaldıktan sonra taburcu edildi ve tıbbî imkânların daha iyi olacağı düşüncesiyle İstanbul'a götürüldü. Doktorların, şairin iyileşme ümidi olmadığı ve baba evine gitmesinin uygun olacağını belirtmesiyle Diyarbakır'a, bir yıl Diyarbakır'da kaldıktan sonra tedavi amacıyla 7 Ekim 1955'te yeniden Ankara'ya götürüldü. Ankara'daki tıp fakültesinde on bir ay boyunca tedavi gördü. Bu sırada kendisine şiirleri okunmuş, hafızasına tekrar işlerlik kazandırılmaya çalışılmıştır. Söylenenleri anlamaya başlayan şair 15-20 kadar kelimeyi de söyleyebilir hâle geldi. Felçli olan sağ ayağını oynatmaya ve bükülü kalan kolunu kıpırdatmaya hatta yavaş yavaş yürümeye bile başladı. Dönemin bakanı Samet Ağaoğlu'nun yardımıyla 6 Eylül 1956'da kardeşi Halit Tarancı refakatinde Viyana'da gönderildi. Viyana'daki bir hastanede tedavi gördüğü sırada 12 Ekim 1956'da zatülcenpten ötürü öldü. 26 Ekim Cuma günü Ankara'ya getirilen naaşı, Ankara'da Cebeci Asri Mezarlığı'na defnedildi. Şiir kitapları Yirmi bir şiirden oluşan Ömrümde Sükût, Cahit Sıtkı'nın 1933'te yayımlanan ilk şiir kitabıdır. Necip Fazıl Kısakürek tesiri altındaki bu şiirlerde, Fransız şiirinin tür ve biçim etkisi görülmekte ve Tarancı'nın çocukluk anıları, özlemleri, içinde yaşadığı zamanın kişisel bunalımları ele alınmıştır. Şairin lise yıllarında yazdığı ve Akademi, Muhit ve Galatasaray dergilerinde neşrettiği bazı şiirleri de içinde barındıran kitap, yedi bölüm halinde 21 şiiri ihtiva etmektedir. 1946'da Otuz Beş Yaş adlı şiir kitabı, Ülkü Basımevi tarafından basılmıştır. 1933-1946 döneminde yazılan şiirleri kapsayan bu eser, sonraki yıllarda en çok basılan şiir kitapları arasında yer almıştır. Kitaptaki şiirlerin büyük bir kısmı Varlık başta olmak üzere Kültür Haftası, Ağaç, Yücel, Gündüz, İnkılapçı Gençlik, Ülkü gibi dergilerde yayımlanmıştır. Eser, Ağustos 1946'da Varlık Yayınları'nın ilk kitabı olarak basılmış ve yüz sekiz şiir içermektedir. Çalışma Bakanlığı'nda çevirmenlik yapmaya başladığı dönemde yazmaya başladığı ve kitaba adını veren "Otuz Beş Yaş" şiiriyle Cumhuriyet Halk Partisi'nin kuruluş yıldönümü ile ilgili açtığı yarışmada birinciliği elde etmiştir. İlk baskısı 1952'de Varlık Yayınları tarafından yapılan Düşten Güzel, 1946-1952 arasında yazılan 35 şiiri içermektedir. Önceki kitapta yer alan ölüm, ölüm korkusu, yaşama sevinci; artık bu kitapta yerini sevgi ve evlilikten kaynaklanan mutluluk duygusuna bırakmıştır. Tarancı bu kitabında ayrıca Atatürk ve Kurtuluş Savaşı ile ilgili bazı konulara, ülke ve ülke insanlarına değinen bazı deyişlere yer vermiştir. Varlık Yayınları tarafından 1957'de çıkan Sonrası, şairin ölümünden sonra yayımlanmıştır. Bu kitabın ilk 28 sayfasında 1933-1954 yazıp sağlığında yayımladığı, 1952'den sonra yazıldığı halde çeşitli dergilerde yayımlandığı halde kitaplarında yer almayan 73 şiiri ile birlikte bazı çeviri şiirleri yer almaktadır. Asım Bezirci tarafından derlenen Tarancı'nın bütün şiirleri 1983'te Bütün Şiirleri adıyla Can Yayınları'ndan çıkmıştır. Kitap altı bölümden oluşmaktadır. Cahit Sıtkı Tarancı Otuzbeş Yaş Şiiri Hikâyeleri Cahit Sıtkı, şairliğiyle tanınmak istemiş ve ömrünün büyük bölümünü şiirle iştigal ederek geçirmiş bir sanatçı olmasının yanında hikâyeler de kaleme almıştır. Hikâyelerini gerek Fransa'ya gitmeden önceki yıllarda gerekse Cumhuriyet gazetesinde çalışıp yükseköğrenimini tamamlamaya çalıştığı yıllarda yazmış ve aynı gazetede yayımlatmıştır. Daha çok maddî sıkıntılardan dolayı dostu Baki Süha Edipoğlu'nun aktardığına göre sigara ve içki parasını çıkarmak için 1935-1947 yılları arasında yazmıştır. Bunlar kısa hacimli, günlük yaşamın içinden bazı gözlemlere dayalı hikâyelerdir. Toplam seksen hikâye yazan Tarancı, hikâyelerinde aile özlemi, güzellik-çirkinlik karşıtlığı, aşk, karşılıksız aşk, kadınlar tarafında sevilme arzusu, yaşama sevinci-ölüm korkusu karşıtlığı, içkiye sığınış, memuriyeti ve işi sevmeme ve baba korkusu gibi konuları ele almıştır. Cahit Sıtkı'nın hikâyeleri konusundaki ilk çalışma, Selahattin Önerli tarafından 1976 yılında Ankara-Akran matbaasında basılan bir kitapta yayımlanmıştır. 2006'da ise Can Yayınları, Gün Eksilmesin Penceremden adıyla Tarancı'nın 43 hikâyesini içeren bir kitabı Tarancı'nın ölümünün 50. yılında yayımlamıştır. Mektupları Tarancı'nın aile fertlerine, arkadaşlarına ve yakın dostlarına yazmış olduğu mektupların çoğu yayımlanmıştır. Ziya'ya Mektuplar, Tarancı'nın 1930-46 yılları arasında yakın dostu Ziya Osman Saba'ya yolladığı mektuplardan elli yedisini içermektedir. Nisan 1957'de Varlık Yayınları tarafından basılmıştır. İnci Enginün tarafından hazırlanan ve Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu tarafından basılan Evime ve Nihal'e Mektuplar, Cahit Sıtkı Tarancı Müzesi'ndeki mektupların bir araya getirilmiş hâlidir. Kitaptaki mektuplardan on biri şairin annesine, beşi babasına, ikisi anne ve babasına, kırkı Nihal'e, ikisi Yıldız'a, biri Yıldız, Nihal ve Yılmaz'a hitaben yazılmıştır. Yaşar Nabi Nayır da Dost Mektuplar adlı eserinde Tarancı'nın on iki mektubuna yer vermiştir. Cahit Sıtkı Tarancı Müzesi Cahit Sıtkı Tarancı müzesi Cahit Sıtkı'nın Diyarbakır'da doğduğu ev günümüzde müze olarak kullanılmaktadır. Şehir merkezinde, Camii Kebir Mahallesi, Cahit Sıtkı Tarancı Sokak No3'te bulunan ev, 1733 tarihinde inşa edilmiştir. Diyarbakır'ın geleneksel konut mimarisinin tüm özelliklerini taşıyan ev, merkezi bir avlu etrafında sıralanmış dört kanattan oluşmuş ve zemin artı bir katlı olarak tamamen bazalt taş kullanılarak inşa edilmiştir. Binada büyüklü küçüklü toplam on dört oda, mutfak, kiler ve tuvalet bulunmaktadır. 1973 tarihinde Kültür Bakanlığı tarafından satın alınıp restore edildikten sonra, cumhuriyetin 50. yılında 29 Ekim 1973 tarihinde Tarancı'nın anısını yaşatmak ve ismini ebedileştirmek amacı ile müze olarak hizmete açılmıştır. Müzede Tarancı'nın şahsî eşyaları, el yazısı ile yazılmış mektupları, aile fotoğrafları ve kitaplarından oluşan bir koleksiyon sergilenmektedir. Müze, 1 Mayıs 2011 tarihinde başlanan onarım ve teşhir tanzim çalışmaları 1 Ağustos 2012 tarihinde tamamlanmış ve 18 Mayıs Müzeler Günü'nde tekrar açılmıştır. Cahit Sıtkı TarancıGündüze alışan renkler, Her gece perişan renkler. Eşyada bakış mısınız, Zamanda akış mısınız, Gözümde hatıralar mı? Yekpare varlığımı Siz misiniz parçalayan, Farksız kırık aynalardan? Sizde mi yaşamaktayım, Gülmekte,ağlamaktayım, Gündüze alışan renkler, Her gece perişan renkler? Cahit Sıtkı Tarancı Puan / 44 Oy 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Arkadaşına Gönder Yazdır Hata Bildir Bu şiire link vermek isterseniz aşağıdaki linki kullanabilirsiniz Bu şiire bir forumdan link vermek isterseniz aşağıdaki linki kullanabilirsiniz Esiyor tane tane yine beyaz bir hangi kuşun kanatları yolundu?Yine hangi ağaçtan döküldü bu yapraklar?Yağan beyaz bir sükut, bir mahşerdir sanki kar!Bir hicret sevdasıdır ruhumu sardı gibi pervasız yoldaşlar da karıştı gitti bu kar tanelerine;Şimdi yağan kar değil, ruhumdur kar yerine.

cahit sıtkı tarancı kar şiiri